0 (216) 597 19 60

Sosyal Medyada Biz}

Çelik’te Son Durum

Çelik’te Son Durum

Çelik sektörünün 28 Ocak tarihinde 7 ülkeden gerçekleştirilen bazı sıcak haddelenmiş çelik ürünlerini ithalatına karşı yaptığı şikayet üzerine açılan damping soruşturması, bazı çelik kullanan sektörlerde ciddi bir rahatsızlığa yol açtı? Böyle bir soruşturmaya neden ihtiyaç duyuldu? 
Türk çelik sektörü, son yıllarda, ABD, Kanada, Avustralya, Fas, Dominik Cumhuriyeti, Mısır, Tayland, Ürdün gibi ülkeler tarafından açılan yoğun soruşturmalara ve hızla bozulan göstergelere rağmen, uzun süre ithalata karşı soruşturma girişiminde bulunmama gayreti içerisinde oldu. Ancak gelinen noktada, gerek kalite yönünden ve gerekse fiyatlar yönünden ortaya çıkan haksız rekabet, bu konuya daha fazla kayıtsız kalınmasını imkânsız hale getirdi.

İthal ürünlerin fiyat ve kalite açısından yol açtığı haksız rekabet nedeniyle üretimi baskı altında bulunan  çelik sektörümüz dampingli olduğunu iddia ettiği ürünlere ilişkin şikâyet doyası hazırladı. Bunun sonucunda, yeterli gerekçeler bulunduğundan, Ekonomi Bakanlığımızca 28 Ocak 2015 tarihinde 7 ülkeden yapılan bazı yassı sıcak mamullerin ithalatına karşı soruşturma başlatıldı.   Soruşturma neticesinde, Türkiye’ye yönelik satışlarının dampingli olmadığı sonucuna ulaşılan ülkelerin ihracatına herhangi bir ilave vergi getirilmesi sözkonusu olmayacaktır. Bu konuda endişe edilecek bir durum bulunmamaktadır. Ayrıca, soruşturma neticesinde soruşturma kapsamındaki 7 ülkeden yapılan ithalata damping vergisi getirilmesi durumunda dahi, bu ülkeler dışındaki AB ülkelerinden, Ülkemiz ile arasında Serbest Ticaret Anlaşması bulunan ülkelerden ve DİR kapsamında tüm ülkelerden, gümrüksüz bir şekilde soruşturma kapsamındaki ürünlerin ithalatına devam edilebilecektir. Soruşturma ile, Türkiye’nin sıcak sac ithalatının değil, dampingli sıcak sac ithalatının engellenmesi hedeflenmiştir. Bu çerçevede, düşük fiyatlı ve düşük kaliteli ithal ürünlerin yarattığı haksız rekabetin önlenmesi bakımından, bu soruşturma son derece yerinde ve doğru bir karardır. Kanada, AB ve ABD gibi ülkelerin 100.000 ton seviyelerindeki, hatta yakın bir geçmişte Avustralya’nın 15.000 ton gibi son derece küçük miktardaki ithalat tonajlarına karşı hiç düşünmeden soruşturma açabildiği bir ortamda, 3 milyon tona yaklaşan sözkonusu ithalatın çelik sektörümüzde yarattığı tahribatın göz ardı edilmesinin istenmesini anlamakta güçlük çekiyoruz. Türkiye’deki üretim kapasitelerinin önemli bir kısmı atıl durumda kalırken, çelik ithalatı hızla artmaya devam ediyor. Son birkaç yıl içerisinde, Türkiye’nin,  dünyanın en büyük 11. çelik ithalatçısı konumundan, 7. en büyük ithalatçısı konumuna yükselmesi, bu durumu açıkça ortaya koyuyor.

Peki damping soruşturması yurtiçi katma değerin arttırılmasını sağlar mı?
Damping soruşturmasının, en azından haksız rekabetin önlenmesi konusunda sonuç üretmesini bekliyoruz. Çünkü soruşturma kapsamındaki ülkelerin iç piyasalarına ve diğer ülkelere uyguladıkları fiyat seviyeleri ile Türkiye piyasasına uyguladıkları ihraç satış fiyat seviyeleri arasında ciddi farklılıkların olduğunu ve bazı ülkelerde yoğun devlet yardımlarının bulunduğunu görüyoruz.

Esasen bu tür soruşturmalar, çelik sektörümüz tarafından geliştirilmiş çözümler değildir. Bu tür tedbirlere, ABD, Kanada ve AB gibi gelişmiş ekonomiler sıkça başvuruyor. Türk çelik sektörü bu tür enstrümanlara en az müracaat eden sektörler arasında yer alıyor.

Bu konuyu AB Komisyonu ile yapmış olduğumuz toplantıda da gündeme getirdik. Bazı Avrupalı üreticilerin, AB ülkelerine yaptıklarından çok daha düşük fiyatlardan Türkiye’ye satış yaptıklarını, kendi verileri ile ortaya koyduk. Bu durumun sürdürülmesini talep etmenin makul ve mantıklı hiçbir yanı yok. Çelik ürünlerini kullanan tüketicilerimizin, burada tutarlı olmayan bir tavır alış içerisinde bulunmaları bizi üzüyor.

Neden tutarlı olmayan dediniz, burada tutarlı olmayan nedir? Bunu biraz açarmısınız?

Tutarlı olmayan diyorum. Çünkü benzeri durumlarla bu sektörlerimiz de karşı karşıya kalıyor. ABD’de boru sektörüne karşı açılan soruşturmalarda damping marjına karar verilirken kullanılan argümanlar herkesin malumu. Bu soruşturmalarla karşı karşıya kalmalarına rağmen, Türk çelik sektörünün son derece haklı gerekçelerle damping soruşturması açılması yönündeki girişimlerine karşı çıkılmasını anlamak bizim açımızdan mümkün değil.

2014 yılında, 14.1 milyon ton ihracata karşılık, 13 milyon ton çelik ürünü ithalatının yapılmış olması ve sözkonusu ithalatın da önemli bir kısmının, kalitesiz ve sertifikasız ürünler yanında, dampingli ürünlerden oluşması sektörümüzde ciddi rahatsızlığa ve tahribata yol açmış bulunuyor. Türkiye’nin çelik boru ithalatının ise, yalnızca 430.000 ton seviyesinde bulunduğunu, sözkonusu miktarın da, ağırlıklı bir şekilde Türkiye’de üretilmeyen boruların ithalatından oluştuğunu unutmamak gerekiyor. 2014 yılında, boru üreticilerimizin bazı projelerde küçük sayılabilecek bir miktarda ductil boru kullanılmasına son derece keskin tepki gösterdiklerini hatırlıyorum. O konuda, biz de kendilerine destek vermiş ve Türkiye’de üretilmesi mümkün olan ürünlerin, ithal edilmesini doğru bulmadığımızı açıklamıştık. Burada belirli ilkelere göre değil, çıkarlara göre sürekli değişen pozisyonlar geliştirilmesini yadırgıyoruz. Yurtiçi katma değeri önemsiyor iseniz, bunu sadece boru, sadece galvanizli sac, sadece soğuk sac gibi ürettiğiniz ürünlerle sınırlı tutarak istemeniz, inandırıcı olmuyor. O zaman konu subjektif çıkarlara dayalı kör dövüşüne dönüyor. Bu yaklaşımı uygun bulmuyoruz ve yadırgıyoruz.

Bunu zaman zaman kamuda gerçekleştirilen toplantılarda da gördük. Bazı kuruluşlar, kendi ürünleri dışındaki ürünlerin vergilerinin düşürülmesini, sıra kendi ürünlerine geldiğinde ise, vergilerin muhafaza edilmesini ve hatta yükseltilmesini istiyorlar. Dolayısıyla burada belirli bir prensip çerçevesinde meseleye yaklaşılmadığı intibaını veren tutumları tutarlı olarak değerlendirmeyi mümkün görmüyoruz. Objektif kriterlere dayalı bir yaklaşım içerisinde olunması gerektiğini düşünüyoruz. Geçici olarak yararlanılsa bile, Türkiye’ye dampingli ürünlerin girmesini hoşgörüyle karşılamanın bir bütün olarak Türk sanayini tahrip edeceğini düşünüyoruz.

05 Ağustos 2015
515 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN